GEZİ REHBERİ

KOCAHAN
Nasuh Paşa, Osmanlı-İran Barış Antlaşmasının imzalanması sırasında Bağdat'tan eski İpek
Yolunu takip ederek İstanbul'a dönerken bugünkü Nallıhan ilçe merkezinin
bulunduğu yerde konaklar. Bir vadi içindeki bağlık, bahçelik ve ormanlık bu alan
çok hoşuna gider. Buraya kırk odalı bir han, bir hamam ve bir camii yaptırır. O
günden itibaren Nallıhan ilçe merkezi burada gelişerek büyümüştür.
Planı müstakil (dikdörtgen) şeklindedir. Sık dörtgen planlı uzunluğunda bir yapıdır. Dış duvarlar moloz, iri taş, kireç harçlı, derzleri sıvasız kargirdir. Moloz taşların arası yatay ve dikey olarak düzgün bir şekilde konmuş tuğlalarla sıkıştırılmış ve kum ve küçük çakıllı harçla tutturulmuştur. Kapı dairevi geniş ve uzunca bir tonozdur. Tonozun içinde iki yanında sivri kemerli iki tonoz daha uzanır ki, buraları depo olarak kullanılmaktadır. Tonozun iç tarafında, kesme kırmızı köfeki taşı, dairevi bir kemer vardır. Kemerin dışarıya bakan yüzünde takriben 0.20x0.23 lük ve 18 delikli bir nal tespit edilmiştir. İçi dört duvarla çevrili geniş ve uzun bir avludur. Duvarda kısa fasılalarla, önü yukarıya kadar açık ocak yerleri vardır.
46 odadan ibaret olduğu 46 adet baca yerinden anlaşılan bu hanın çatısı yıkılmış olup halen duvarları mevcuttur. Kapladığı yer 3000 m²'dir. Bu duvarların iç tarafına, içe meyilli saç kaplı, basit bir ahşap sundurma avluyu fırdolayı çevirecek şekilde yapılmıştır. Yapının yan tarafında bulunduğu söylenen kitabesi 1944 zelzelesinde düşmüş ve parçalanmıştır. Pazartesi günleri köylü pazarı olarak kullanılan bu yapı özgün yapısına kavuşturularak korunmalıdır.
Hanın yapılışına dair kitabe daha sonraki yıllarda yapılarak yerine konmuştur.
|
Bu
kitabede şöyle yazmaktadır: |
Kitabenin
Günümüz Türkçesine çevrilmiş hali: |
|
| Nasuh Paşa vezir-i paki seyret | Temiz yaradılışlı vezir Nasuh Paşa | |
| Bu hanı yapmaya çun kıldı niyet | Bu hanı yapmaya niyet ettiği zaman | |
| Tatar Ali Çavuşu itti tefviz | Tatar Ali Çavuşu görevlendirdi | |
| Binasını ala vechil emanet | Yapının çabuk ve iyi yapılmasını ona bıraktı | |
| Uda gayret kuşağını meyane | O da bu arada iki yerden çaba kuşağını | |
| İki yerden kuşanıp itti himmet | Kuşanıp çalışmaya koyuldu | |
| Bin on dört Zilkadesinin | Bin on dört yılı Kasım ayının yirmidördü | |
| Yirmi dördü yekşenbe-u saat | Pazar gününün bir saatinde | |
| Binasına başladılar bu hanın | Hepsi birleşip bu hanın | |
|
İdüp el bir ve yaptılar imaret |
Yapılmasına başladılar | |
| Bin on beşi Rabi-i evvel ayının | Bin on beş yılının Nisan ayı bittiğinde | |
| Tamamında bu da buldu nihayet | Bu hanın yapılması sona erdi |
Yukarıdaki tarihler hicri yıla aittir. yapının
inşaası h. 1014 (m.1594) yılı sonbaharında başlamış, h. 1015 (m.1595) yılı
ilkbaharı sonunda bitirilmiştir. Diğer yapıların da aynı zaman diliminde yani
bir yıldan kısa bir zaman diliminde yapıldığını söyleyebiliriz.
Kaynak:
Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi
NASUHPAŞA CAMİSİ
1911
yılında Ankara-Ayaş-Nallıhan-İstanbul şosesi güzergahını çizmek üzere Nallıhan'a
gelen bir Fransız mühendisin nezaretinde yıkılan eski caminin yerinde, aynı
genişlikte ve bugünkü şekliyle yeniden yapılmıştır.
Cami dikdörtgen planlı, düzgün kesme taştan üstü ahşap çatılı ve alaturka
kiremitli olarak inşa edilmiştir. Kuzeyde birbirine kemerlerle bağlanan sekiz
adet kare sütunlu, iki yanı ve önü açık, üstü ahşap çatıyla örtülü son cemaat
mahalli yer almaktadır. Son cemaat yerinden hareme geçişi sağlayan kapı, kilit
taşı çıkıntılı ve dairevi kemerlidir. İbadet mekanını ortası göbekli ahşap tavan
örtmektedir. Mahfeli dört köşeli iki taş sütun üstünde ahşaptandır. Cami toplam
dokuz adet sivri kemerli pencere ile aydınlatılmaktadır. Mihrabın kenarları
kademeli, sivriye yakın dairevi kemerli ve basit kornişlidir. Minber kesme
taştan, minberin korkuluğu ise ahşaptan ve basittir.
Caminin batı duvarına bitişik minare kesme taştan, kaidesi kare planlı, gövdesi
oniki köşelidir. Şerefe altı dorik başlığı taştan, külah ise saç kaplıdır.
Cami avlusunun batı tarafında, 20. asrın başı olarak tarihlenen, üstü alaturka
kiremitli basit çatılı bir türbe vardır. İçinde iki büyük dört küçük kabir
vardır.
Kaynak:
Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi
ULUHAN
CAMİSİ
17. yüzyıl
başında sadrazamlık yapmış olan Nasuh Paşa tarafından Ankara Göynük arasındaki
3. menzilde yaptırmış olduğu han ile birlikte yapıldığı anlaşılan Uluhan Köyü
Camiinin orijinal yapısından günümüze sadece minaresi kalmıştır. Zelzele
mıntıkasında bulunan eserin yapılışından sonra birkaç defa meydana gelmiş olan
zelzelelerle tahribe uğrayarak yenilenmiş olduğu muhakkaktır.Ancak cami'in beden
duvarları kısmen eski durumu muhafaza etmektedir.Boyuna dikdörtgen plandaki
ahşap tavanlı caminin kuzey tarafındaki ahşap kadınlar mahfili muhtesdir.Camiinin
kuzeybatı köşesinde camiden 2.80 m açıkta bulunan orijinal minare harap
vaziyettedir.Kare kaideli ve tuğla gövdeli minarenin kaide kısmında kesme taş
kullanılmış olup taşlar arası tuğlalarla kasetlenmiştir.
Kaynak:
Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi
BELEDİYE HİZMET BİNASI TARİHİ EVLER
KÜLTÜR EVİ


TAPTUK EMRE TÜRBESİ
Emremsultan
Köyü girişinin sağında hafif meyilli bir arazi üzerinde bulunan mezarlık içinde
yer alır.Kare planlı ve kubbelidir.Duvarları içerden 6x6 m boyutunda ve 1.6 m
kalınlığındadır.Sarıyar Barajının yapımı sırasında 1954-1958 yıllarında Etibank
tarafından türbe onarılırken kubbeyi korumak amacıyla kubbenin üzerine, ahşap
üzeri kiremit kaplı şemsiye külah şeklinde, dışa taşkın saçaklı bir çatı
yapılmıştır.Türbeye doğu yönünden,oldukça sade ve basık kemerli alçak bir
kapıdan girilir.Orijinal ahşap kapı kanatları türbeden çıkarılmış köydeki yeni
camide saklanmaktadır.Basık kemerli kapı girişinin üstünde devşirme bir antik
mermer üstüne oyulmuş dört satırlık kitabesi mevcuttur.Güney duvarında 1.5 m
yüksekliğinde ve 67 cm genişliğindeki dikdörtgen pencere tek açıklıktır.Taşıyıcı
duvarlar moloz taştan inşa edilmiş olup, kubbe ve pandantifler ise tuğla
örgüdür.
Türbe 1991 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmiş, aynı yıl yapılan
restorasyon ile de bugünkü görümüne kavuşmuştur.Restorasyon sırasında türbenin
önünde yer alan ekler kaldırılmış, kubbenin üzerindeki kiremitli çatı sökülerek
kubbe onarılmış, cami avlusunda saklanan orijinal kapı kanatları da korunması
için Ankara Etnoğrafya Müzesine gönderilmiştir.
EMREMSULTAN KÖYÜ
Nallıhan Sarıyar yolu üzerinde ve tarihimize damgasını vuran Sakarya Irmağı
kenarında yer alır. 750 Yıllık bir mazisi olduğu sanılan bu güzel köyümüz adını
bu köyümüzde yaşamış, bugün türbesi bu köyümüz girişinde yer alan, Anadolunun
manevi mimarlarından sayılan, keramet sahibi erenlerinden, Yunus Emre'nin hocası
Taptuk Emre'den almaktadır.
Taptuk Emrenin türbesi ve aile efradının mezarları bu köyümüzün girişindedir.
1991 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilen türbe, aynı yıl yapılan
restorasyon ile, bugünkü temiz, güzel görünümüne kavuşmuştur. Taptuk Emre
türbesinin karşısında, yolun alt kısmında, köyün harman yeri mevkiinde, türbeye
100 m kadar mesafede bir türbe kalıntısı daha bulunmaktadır. Bu türbede Taptuk
Emre'nin hizmetini gören kişinin yattığı söylenmekte olup, buradaki kalıntıların
ise Taptuk Emre Medresesine ait olduğu sanılmaktadır.
Kaynak:
Mesut Şener
NALLIHAN Kitabı
ASARLIK TEPESİ
Nallıhan-Seben karayolu üzerindeki Danişment Köyümüzdeki Asarlık tepesi ilginç doğa oluşumlarındandır.
Fotoğraf Aykut İnce
BACIM SULTAN TÜRBESİ
Taptuk
Emre'nin kızı olan bacım sultan'ın türbesi ilçeye 14 km uzakta Tekke Köyündedir.
taşlık bir tepede etrafında ardıç ağaçları bulunan, üstü çatı olan bu türbenin
200 metre kadar aşağısında, suyu kova ile çekilen bir kuyu bulunmaktadır. Suyu
tuzludur. Nedenine gelince.
Bacım Sultan hamur yoğururken baban geliyor demişler. O da sevinçle fırlayıp,
tarlalara doğru koşmuş. Elinin hamurlu olduğunu görünce babasına karşı
saygısızlık olacağından ürpererek, birden toprağa diz çökmüş, Allah'a yalvarmış.
Toprağa eğilip-çık ya mübarek-demiş, oradan hemen su çıkmış. Bacım Sultan da
ellerini yumuş.
Bacım Sultan'a ziyarete gelen veya getirilenler, kara sevdaya tutulanlar ile
akıl ve ruh hastalarıdır. Getirilen hastaya fazla yemek verilmez, hastaya şifalı
sudan içirilir. Hasta şifalı su ile yıkanır.
Kaynak: Mesut
Şener NALLIHAN Kitabı
NALLIHAN KUŞ CENNETİ
Dikenli
çiçekler, yeşilden arınmış dağlar, tepeler, renk renk katmanlar ve garip yüzey
oluşumları; insanın kendini başka bir gezegende hissetmesine neden oluyor.
Bozkır alanlara hayat veren Sakarya nehri, denizden 1500 metre yükseklikte
akarken, tarih boyunca bu önemli su kaynaklarının çevreleri yerleşim alanı
olmuş. Türkiye'de 70 kuş cennetinden biri olan ve 150'yi aşkın kuş türünün
varlığı tespit edilen "Nallıhan Kuş Cenneti", 1994 yılında Milli Parklar, Av ve
Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü tarafından koruma altına alınan bölgede, kremalı
pasta benzeri renkli platolar arasında kendinizi faal bir krater ağzında ya da
ürkütücü yalnızlığın etkisiyle bir gezegende sanabilirsiniz. Bir tarafta
yemyeşil kuş cenneti, diğer tarafta doğa harikası bir cehennem, erozyon bölgesi,
ot yok. Siz istediğiniz kadar erozyon tehlikesini anlatın, kampanya yapın.
Yerinde görmenin etkisi de tepkisi de başka oluyor
ILICA ŞELALESİ
Nallıhan-Göynük
karayolu üzerindeki sarıçalı dağı eteğinde yer alır. Çam ağaçları ile bezenmiş
bir düzlükten çıkan su hemen alt tarafta kayalıkların oluşturduğu 40-50 metre
yükseklikten keskin bir düşüşle mükemmel bir görsellik oluşturmaktadır.
ANADOLU YABAN KOYUNU
Nesli
tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan yaban koyunlarının Türkiye'nin Biyolojik
çeşitliliğine tekrar kazandırlıması amacıyla gerçekleştirilen çalışmalar sonuç
vermeye başladı. Yaban koyunlarının korunması için Konya Bozdağ'da başlatılan
proje kapsamında Nallıhan'da Sarıyar barajı yakınlarındaki Karatepe Mevkiine bir
yıl önce getirilen yaban koyunları, buradaki doğal ortam uyum sağladı.
Yaklaşık 16 Hektar telle çevrili alan içinde yaşayan yaban koyunları, yeni yaşam
alanlarında 11 yavru dünyaya getirdi
ANIT ARDIÇ
Nallıhan-Eskişehir
yolu 15. km' de Meyil Hacılar Köyü yoluna dönüp 3 km daha giderek Meyil Hacılar
köyü'ne varmadan Meyil Aliefe Köyüne giden yola dönünüz. 500 metre daha
ilerledikten sonra sola bir yol ayrılmaktadır. Bu yolu takip ettiğinizde 400
metre ileride karşınıza bütün ihtişamı ile meşe ağaçlarının arasında 500 yaşındaki çevresi 10
metreyi (980 cm) bulan anıt ardıç ağacı gelecektir. Otomobille anıt ağaca kadar gitmek mümkündür.