|

|
Mesut Şener Nallıhan'ı
Mesut Şener'le aramda yirmiye yakın yaş
farkı var. Ona oğlum mu demeliyim, kardeşim mi? Araştırması,
bilgisi, sabırlı titiz çalışmasıyla Nallıhan ve çevresi üstüne
ne varsa öğreten kardeşim diyeceğim. Aynı yerde doğmuş
olduğumuzu da hesaba katarak...
Doğum yerim Nallıhan'dan ben ilkokulu
bitirdikten sonra ayrıldık; 1938'de. Ortaokula gidebilmem için.
1940'lardan buyana bir iki kez içinden geçtim; hepsi bu.
Nallıhan üstüne çocukluğumdan bende
kalanları, anılarımı yoklaya yoklaya, sözümona bularak ilk
romanımda günışığına çıkarmayı denedim. Hemen sonra, 'anı-romanım'ın
Göç Temizliği'nde. Hepsi buraların tarih-coğrafyası, ekonomik
yapısından yoksun. Bilimsel bilgi temeline oturmayan izlenimler.
Mesut Şener kardeşim, ilçenin Nallıdere
köyü'nde doğmuş. Yazları yaylaya çıkardık, diye hatırlıyorum.
Neyse ki Şener, anılarında kalanla yetinmemiş. Nallıhan üstüne
bugün ne biliyorsam, onun Nallıhan araştırma, inceleme
kitabının yardımıyla biliyorum. Doğum yerim bende belgelere
dayanan, sayısal veriler, antropolojik incelemeler ışığına
kavuşmuş, tam kendisini bulmuş oluyor. Toplumların tarihini,
coğrafyasını ekonomik haritasını tanımak isteyen herkesin
ilgisine açık duruyor. Daha da gelişmiş olarak bu yeri
sağlamlaştırmış bulunuyor.
Nallıhan'ın Hititlerden bu yana bütün
tarihçesini, hangi yol üstünde bulunduğunu, nüfusuna yapılan
ekleme ve çıkarmaları; Nallıhan halkı demenin Hitit, Frik, Pers,
Bizans, Danişmentliler, Selçuklu, Çandaroğlular, Osmanlı ve
Cumhuriyet insanları, özellikle 16. yüzyıldan başlayarak, zaman
zaman Ermenilerle elbirliği, işbirliği, bütün bu kültürlerin
yan yanalığı demeye geldiğini öğrenmiş bulunuyorum.
Nüfus kağıdıma yazılı doğduğum yerin
sokağı, mahallesi Nasuh Paşa'nın ne demeye geldiğini
bilmiyordum, şimdi biliyorum. Evimizin arkasındaki kilisenin ne
kilisesi olduğunu hiç bilmiyordum, şimdi biliyorum. Karşımızdaki
Kocahan gibi, kiliseyle birbirlerini selamlayan Nasuh Paşa
Camisi'nin ne zaman, kimlere nasıl yaptırıldığını, yapıların
sağlamlık ve estetik gücünün nerden geldiğini de öğrenmiş
bulunuyorum.
Nallıhan Vakfı 5. Yıl kutlama dergisine
yazdığım ne gibi özet bilgiler varsa, hepsi Mesut Şener
kardeşimin Nallıhan'ından edinme. Dünden kalan, dünden
kalamayan ve asırlar sonra bugün elde avuçta kalan her şeyine,
derelerine, çaylarına, bitki örtüsüne, ipekçiliğine, iğne
oyalarına, kültürüne kadar... Zamanımızın Çayırhan Termik
Santralı ile Sarıyar Hidroelektrik Santralı ve Barajına kadar.
Çocukluğumda gidip geldiğim ilçe
Halkevi'nin (içinde ilk radyo yayınını dinlediğimiz) yetmiş yıl
boyunca kendisi olarak kalabildiğini, bugünü ilçenin lisesi
olarak görebildiğini de artık biliyorum. Merkez Sakarya
İlkokulu'ma Ermeni yapısı denirdi. Ahşaptan çıkma pencereleriyle
çok güzeldi. Çok severdim. Orası ve Kocahan bugün ilgi
beklemekte. Beklentinin nedenini bu araştırma kitabından
öğrendim.
Nasuhpaşa Camisi dayanıklıymış, duruyor.
Bütün Nallıhan halkının gittiği piknik yeri Hoşebe duruyor.
Çağdaş bir yapı eklenmiş; yenilip içilenler de artık yerde
kilimler üstünde değil. Hoşebe, ölümünden önce mezarı çevresinde
insanların gülüp oynamasını, sevinç içinde birlikte yaşamalarını
vasiyet etmiş. Halkın güzel rivayetlerinden biri. Vasiyete
saygı, buranın havasında sürmekte.
Mesut Şener'in kitabıyla anılarımı şimdi
yerli yerine koyabiliyorum. Kardeşimin uzmanlık alanı bu
antropolojik çalışmasıyla. Gerçek anlamda kendisiyle de ancak
1999'da tanışabildim. Babam Hafız Mustafa Sümer anısına yapılan
Huzurevi temelinin atılışı, ilçeye bu çok anlamlı, güzel evin
armağan edilişi süresinde. Hani sanki, Kocahan'ın, ilkokulumun
yapılışlarına da tanıklık eder gibi.
Mesut Şener kardeşim, bilgi
zenginliğiyle dolu bir kitap kotarmıştı. Bizi, yalnız
başkalarına değil, kendimize de ancak böyle çalışmalar
tanıtabilir. KENDİSİNİ BİLMEYEN NEYİ BİLEBİLİR Kİ ? İncelemenin
renkli basımının daha da güzel olacağına inanıyorum.
Adalet Ağaoğlu 21 Temmuz 2001 İstanbul |