NALLIHAN'I TANITMAK
Sanırım pek çoğumuz yaşamışızdır; bir tanışma anında
"Memleket neresi hemşerim?" diye sorulduğunda "Nallıhan" dediğimiz zaman
karşımızdaki bilememenin şaşkınlığı içinde yüzümüze bakarken çok üzülmüşüzdür.
Kimi de "Evet biliyorum, Ankara'dan Kırıkkale'ye giderken
Kayaş'ı geçince değil mi?" dediğinde yine aynı duyguları yaşamışızdır.
İçimizden, orası Nallıhan değil, Lalahan kardeşim demişizdir.
Peki, bunları nasıl aşabiliriz? Güzel ilçemizin ülke
genelinde tanınmasını nasıl sağlayabiliriz? Bu elbette kolay değil, kolay
olsaydı bugüne dek olurdu. Ama bir yerden başlamalıyız. Bunu yaparken yazılı ve
görsel basından, ilçemize gelip giden konuklardan, hatta Ankara ve İstanbul'daki
pazarcılardan yararlanabiliriz. Örneğin; her yıl yapılan, Taptuk Emre'yi Anma
Günü ve Nallıhan Kuş Cenneti Foto Safari Etkinliğinde medya çalışanlarını
ilçemize davet edebiliriz. Onların, nereleri gezip görmeleri gerektiğinin, hangi
yöresel yemekleri yiyeceğinin ve hangi yöresel ürünleri alabileceklerinin bir
planlamasını önceden yapabiliriz. Yoksa, başka il ve ilçelerin adıyla özdeşleşen
ürünleri, yemekleri sunmaya kalkarsak, kendimizi aldatırız, amaca ulaşmakta
zorlanırız. Bu konuda komşu ilçelerle çekişmeye hiç gerek yok. Beypazarı'nın
kurusu, sodası, Mudurnu'nun tavuğu, Ayaş'ın dutu varsa, bizim hiç bir şeyimiz
yok mu?
Var elbette. Artık, bunları ortaya çıkarmak, markalaştırmak,
Nallıhan'ın tanıtımını sağlamak amacıyla elbirliğiyle çalışmamız gerekiyor.
İlçemizin karakteristik ürünlerinden olan ipek iğne oyası,
tiftik ve pirinçten, günümüzde yararlanabileceğimiz sadece ipek iğne oyaları
kaldı.
Tanıtıma ipek iğne oyaları ile başlayabiliriz. Bunun için
Nallıhan'da bir festival düzenlenebilir. Büyük kentlerde kermesler yapılabilir.
İpek oyaları "Nallıhan İpek Oyası" olarak pazarlayıp, ülke genelinde ilçemizin
tanıtımında kullanabiliriz. Oya paketinin ön yüzünde, Nallıhan İpek Oyası arka
yüzünde oyanın adı, nasıl kullanılacağı, nasıl yıkanacağı gibi açıklamalar yer
alabilir.
Oyanın yanına yeni ürünler gerekiyor. Neler olabilir bunlar?
Trabzon ekmeği, Mudurnu ekmeği, Alman ekmeği varda, niye
Nallıhan ekmeği olmasın? Dini bayramlarda arife günü hemen hemen her ev, mahalle
fırınlarında çörek yapar. Cevizlisi, susamlısı, soğanlısı, peynirlisi yapılan bu
çörekler ısıtılıp yendiğinde ne kadar lezzetlidir. Zaten soğuk da yenmez. Bu
ekmeğin adını, "Nallıhan Ekmeği" koyup büyük kentlerin süper marketlerinde
satışa sunabiliriz.
Kapama pilavını, ilçeye gelen konuklara "Nallıhan Pilavı"
olarak sunup pilavdan da tanıtımda yararlanabiliriz. Pilavı; ilçemizdeki her
lokantanın, hoşaf, turşu ve pekmezden oluşacak bir menüyle konuklara sunması
önerilebilir. Bize ait olan bir yemekle yola çıkmazsak, çoğu yerde görmeye
alışkın olduğumuz baklava ve yaprak sarmayla, geç kalan tanıtımımızı biraz daha
ertelemiş oluruz.
Koyun ve keçi etinin yağsız yerlerinden hazırlanan gorçan
veya sırımı "Nallıhan Kebabı" olarak ikram edebiliriz. Buna ilçemizdeki
lokantalarda hemen başlayabiliriz. Ankara ve İstanbul'da birer lokantayla bu
konuda anlaşma da yapılabilir.
Son yıllarda çeltiğin yerini alan domatesin Ankara, İstanbul
pazarlarında Sarıcakaya ya da Ayaş domatesi olarak pazarlanmasının önünü kesip
Nallıhan domatesi olarak satılmasını sağlayarak domatesten de tanıtımda
yararlanabiliriz. Bu hiçte zor değil. Başta bütün üreticiler kasalarının üzerini
Nallıhan diye yazsalar bu işin yarısını çözer. Bunun yapılmasında Kaymakamlık ve
Ziraat Odası yardımcı olabilir. Yarısını da komisyonculara ve pazarcılara
yaptırabiliriz. Nallıhan'dan giden her sebze, örneğin; taze fasulye ve lahana,
Nallıhan fasulyesi Nallıhan lahanası olarak pazarlandığında Nallıhan'ın
tanıtımına onların da küçükte olsa bir katkıları olacaktır.
EKİM 2002 Mesut ŞENER NALLIHAN Kitabı Yazarı-TRT'de Yönetmen
| <<Geri Dön |