NALLIHAN İPEK İĞNE OYALARI


Nallıhan ipek iğne oyaları, mükemmel bir dimağ, göz ve el ahenginin ürünüdür. Geleneksel pederşahi aile yapısının içinden çıkmış ve bu yapının kadınlarının sonsuz yaratıcılığı ile simgelerden oluşan bir sessiz dil 'e dönüşmüştür. Büyüklerinin, efendisinin, sevdalısının karşısında kendisini sözcüklerle ifade edemeyen Anadolu kadınının duygu ve düşüncelerinin, vermek istediği mesajların Nallıhan'daki rengarenk yansımalarıdır ipek iğne oyaları.

İğne oyalarında ümit, sevgi, acı, pişmanlık, öfke, düş kırıklığı, mutluluk, coşku gibi duygular ve toplumsal olaylarla ilgili duygu ve düşünceler renkler ve şekillerle anlatılır.

Kimi zaman kahvenin buram buram koktuğu, kimi zamansa çorbanın buğulu dumanının sardığı odalarda mum ışığı altında göz nuru ile işlenen her ipek iğne oyası, Nallıhan'ın doğasından esinlenerek yapılmıştır. Her oya bir bitki, bir çiçek, bir hayvan ya da bir insandır; işlenen her motifin farklı bir anlamı, ayrı bir hikayesi vardır. Üzüntüden mutluluğa, kıskançlıktan öfkeye, sevgiden acıya, pişmanlıktan düş kırıklığına kadar geniş bir yelpazede betimler insan olmayı oyalar. Örneğin, üzüm oya ömür boyu ağız tadını, sarmaşık oya gelinin kayın validesine duyduğu sevgi ve muhabbeti, gül oya sonsuz sevgiyi ve mutluluğu anlatır. İpek iğne oyaları, cepken, bindallı ve üçetek giyen kadınların vazgeçemedikleri unsurlardır. Maşrapa tutan ellerin başlarına bağladıkları çevrelere, mutfaklarda kocaman ağır delikli kepçelerle çocuklarına yemek koyan annelerin mendillerine konudur oyalar; gelin başı taçlarının bezemeleridir.

Ankara'nın ilçelerinden Nallıhan'ın özgün el sanatları arasında yer alan ve sabır gerektiren bu el sanatı, bir giyim kuşam süsleme elemanı olmanın ötesinde, kendi içinde derin anlamlarla yüklüdür. Bu anlamlar özgün bir dille ifade edilir. İğne oyası, Anadolu kadınının kendini ifade etme, duygu ve düşüncelerini aktarma biçimlerinden biridir. Dimağındakileri sözlerle iletmektense, sevinçlerini, acılarını, kırgınlıklarını, umutlarını anlatmanın farklı yollarını el sanatlarıyla bulmuş, kimi zaman espri dolu kimi zaman kinayeli mesajlardan oluşan görsel bir dil oluşturmuştur.

Nallıhan ipek iğne Oyaları'ndan örnekler. Küçük fotoğraflara tıklayarak büyük boyutta izleyebilirsiniz

Oyaların Dili


Oyalar; papatya, çapkın bıyığı, mısır, kaba papatya, gönül kurdu, meşe yaprağı, sümbül, çıkrık, kelebek, badem, balık kılçığı, muz, takkeli tavuk, hanım penceresi, küpe, karga ağzı, kabak çiçeği, gaga, saray süpürgesi, kahve çıtlağı, kozalak, limon, söğüt yaprağı, hıdır (ıtır) yaprağı, leylak, uyku çiçeği, çiğdem, ceylân tırnağı, altın kadeh çiçeği, kınalı parmak, kiraz, yıldız, hercai menekşe, kuru karanfil, sepet, iğde çiçeği gibi isimler alırlar. Her motifin kendi hikayesi vardır.

Oyaların dilini anlamak için özellikle nişan ve düğün bohçalarında hediye olarak kullanılan iğne oyalı yemenilerin desenlerine dikkat edilir. Bu bohçalarda yatan gizli mesajların bir kısmı şöyledir:

Üzüm Oya: Ömür boyu tatlılığı simgeler. Özellikle kayınvalide bohçasına konulur.

Sarmaşık Oya:
Gelinin kayınvalidesine duyduğu sevgi ve muhabbeti simgeler.

Biber Oya: Gelin bohçasında özellikle kullanılmaz çünkü tatsızlığı ve acıyı simgeler. Yaşamından memnun olmayan gelinler durumlarını ailelerine biber oyası yaparak anlatırlar.

Kaynana Dili:
Gelin - kayınvalide geçimsizliğini ifade ettiği için düğün bohçasına konulmaz.

Kenevir Oya: Oğullarını evlendiren anneler, ağırbaşlılığı simgelediği ve iki renkle yapıldığı için, duruma göre hareket edeceklerini belirtmek üzere kullanırlar.

Elma Çiçeği: Baharı ifade eder. Sevinç ve müjde anlamlarıyla yüklüdür. Kayınvalide, görümce ve elti gibi yakın akrabalara hediye edilir. Bebek bekleyen yeni gelinler müjdeyi çevrelerine elma çiçeği oyası işleyerek verirler.

Asker Oya: Eşleri ya da çocukları askerde olan hanımlar kullanır. Böylece çevredekiler eşi askerde olan genç gelinlere daha bir özen ve saygı gösterirler.

Karanfil Oya: Güzellik, hoşluk, memnuniyet ifade eder. Gelin bohçasında kullanıldığı gibi, çok sevilen dostlara hediye edilir. Evlenecek gençlere çeyizlik hediye yapılacaksa özellikle tercih edilir.

Portakal Oya: Eskiden kıl kök üzerine yapılan birkaç özel oyadan birisidir. Özellikle çeyizlik olarak hazırlanır, ipek eşarp üzerine dikilir.

Gül Oya: Sonsuz sevgiyi ve mutluluğu anlatır.

Kızılcık Oya: Hayatından memnun görünen ancak derdini ifade edemeyen kadınların "Kan kustum kızılcık şerbeti içtim" cümlesine görsel tercüman olur.

Oyaların yanında renklerin de dili vardır. Örneğin, sarı renkli yemeniler yeni doğan bebeklerin üstüne örtülür. Çünkü sarılığa engel olduğuna, var olan hastalığın da geçeceğine inanılır. Mavi renkli yemenilerin ise nazardan koruduğuna inanılır.
 

İpek Böceğinin beslenme ve kozasını örerken görüntüleri                                    Fotoğraflar Osman Akkaya


İğne Oyası Yapımı Aşamaları İpeğin Hazırlanması

Çeyizlerin vazgeçilmez bir parçası olan iğne oyaları, ipeğin hazırlanması ile başlar. İpekböceği yetiştirme işi, ziraat müdürlüğünden alınan tohumlar ile yapılır. Evlerde özenle ve uzun uğraşlarla elde edilen kozalar, imece usulü ile tavalarda pişirilir. Pişirme sırasında kozalar arasında gezdirilen çıraya istenilen kalınlık elde edilinceye kadar ipek lifleri takılır. Bu ipek lifleri çile haline getirilerek kurutulur. Kurutulan çileler boyaya hazırdır.
 

İpeğin Boyanması

İpeğin boyanmasında genellikle doğal boyalar kullanılmaktadır. Bunlar; ceviz kabuğu ve yaprağı, karadul, kinin, çay, kahve, ıhlamur, nar kabuğu, kadife çiçeği, çalı kökü, patlıcan kabuğu, soğan kabuğu gibi maddelerdir. Bu maddelerden, eflâtun, koyu eflâtun, yeşil, koyu yeşil, hardal rengi, acık kahve, krem, kızıl bej, açık sarı, sütlü kahve ve mor gibi renkler, bunların dışındaki renkler ise hazır boyalardan elde edilmektedir.
 

Motiflerin Oluşturulması

Oyaların yapımında genellikle meyve, yaprak, özel çiçekler gibi 'bitkisel' motifler uygulanır. Bunların yanı sıra; kelebek gibi 'figür' motiflerine, çapkın bıyığı, saray süpürgesi gibi "sembolik" motiflere, sepet, çanta gibi "nesnel" motiflere ve de çeşitli geometrik motiflere yer verilir. Bu örneklerle yetinmeyen yaratıcı kadınlar doğada gördükleri herhangi bir kır çiçeğini de kolaylıkla oyaya dönüştürürler.


Kompozisyonların Oluşturulması

İğne oyalarında bir çiçek, bir yaprak başlı başına bir motif sayılır. Bunların kullanıldığı yere göre çeşitli biçimlerde dizilmelerinden farklı kompozisyonlar oluşur. Bu kompozisyonlar ulamalar, yemeni oyalan, hotoz oyaları, taç oyalan, dal oyaları, saksı oyaları, kese oyaları gibi düzenlemelerdir.

Motifler, 7-8 santimetre aralıklarla kök üzerine serpiştirildiği gibi kökün tamamına da uygulanır. Oyalar; düz oya, boru oya ve dolgulu oya olarak üç ana guruba ayrılır. Dolgu malzemesi pamuktur. Ürünü sertleştirmek için özel bir madde kullanılması gerekmez; ipeğin doğal sertliği yeterlidir. Ancak çiçek buketi ve benzeri oyaların sertleştirilmesi gerekirse, bakır tel ya da at kılı kullanılır. Hazırlanan oyalar, yazma, eşarp, mendil, masa örtüleri ve çeşitli ev tekstil ürünleri üzerine kenar ya da serpme motifler olarak uygulanırlar.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yayınlarının yanı sıra özel yayınların da artması ve çeşitlilik kazanmasıyla birlikte el sanatlarına, özellikle iğne oyalarına ilgi artmıştır. Halk eğitim merkezlerinde, üniversitelerde, kız meslek liselerinde, olgunlaşma enstitülerinde ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarında düzenlenen kurslarla bu özgün sanatlar öğretilmektedir. Unutulmaya yüz tutmuş olan ipek iğne oyacılığı, hem bu kurslar hem de yarışmalar sayesinde farklı çalışmalarla stilize edilmiş ve gündelik yaşamın değişik alanlarına girmiştir. Günümüzde iğne oyaları, yaka çiçeğinden
gelin başına, kitap ayracından vazo gülüne, avlu kenarından abajur süslemesine kadar pek çok yaratıcı ve estetik nesnede karşımıza çıkmaktadır. Artık menekşeyi saksıda iğne oyası olarak görebilir, gelincik ve papatya tarlalarını evinizin bir köşesinde ziyaret edebilirsiniz.

Manilerde İğne Oyası

Nallıhan yöresinde, ipek iğne oyası yapan kadınlar iğne oyalarını üretirken genellikle bir araya gelirler. Özellikle çilelerin hazırlanması, boya işlemleri, imece usulü ile yapılır. Sosyal boyutu olan bu faaliyetler, maniler ve şarkılar eşliğinde gerçekleştirilir.

Oyaların görsel dili halk arasında söylenen manilere de konu olmuştur:

" Yarimin ince beli

Sarmayan olsun deli

Gelinim çok mutlusun

Başındaki papatyadan belli'

Nallıhan El Dokumacılığı

Nallıhan ekonomisinin büyümesine hatırı sayılır bir katkı sağlayan hayvancılık nedeniyle yörede dokumacılık gelişmiştir. Bölgeye özgü desenler ile tasarlanan kilimler ve çeşitli amaçlarla kullanılan kıvrak ve alaca dokumaları, yöre kadınları tarafından küçük tek kişilik el tezgâhlarında dokunmaktadır.

Nallıhan İlçesi'nde 2002 ve 2003 yıllarında Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinin yapmış oldukları alan araştırması sonucunda mekikli dokuma örnekleri tespit edilmiştir. Ancak özellikle köylerde devam eden dokumacılık sanatı çok az kişi tarafından sürdürülmektedir.

Nallıhan Kaymakamlığı, Halk Eğitim Merkezi bünyesinde geleneksel dokumacılığı geliştirmek ve yaşatmak amacıyla mekikli dokuma atölyeleri kurmuştur. Nallıhan köylerinde dokunmakta olan eşsiz güzellikteki kumaş örnekleri artık mekikli dokuma atölyelerinde de dokunmaktadır.

24/04/2003 Günü "Nallıhan'da Açılan
Mekikli Dokuma Kursundan Bir Görüntü"

24/04/2003 Günü "Nallıhan'da Açılan El Sanatları Sergisi"

Fotoğraflar:www.ulusalegitim.org.tr

Nallıhan El Dokumaları Yapım Tekniği

Mekikli dokuma yapımının ilk aşamasında katıksız pamuklu iplikler kök boya ile boyanır. Boyanan iplikler serildiklerinde kolayca kopmaya müsait oldukları için gerilme aşamasından önce hasırlama işlemi yapılması gerekir. Nallıhan yöresinde bu işleme çirişleme denir. İplikleri sertleştirerek kopmalarını önlemenin yanı sıra kolayca çözülmelerinin sağlanması, ipliklerin unlu sıcak suda kaynatılması işlemidir. Unun su ile karıştırılmasından elde edilen karışımın bir saat kaynatılarak bulamaç haline getirilmesinden sonra kök boya ile boyanan ipler bulamacın içine atılır ve on beş dakika daha kaynatılır. Kaynar sudan çıkarılan ipler soğuduktan sonra patlaklara sarılır; iplikler çağ çivilerine takılarak çözülür. Patlak, dönen, içi delik olan ve bu delikten çivi geçirilen ağaç çubuğun adıdır. Çağa ise patlağın içerisinde bulunan çivinin adıdır. Çözülen iplikler tezgâha gerilerek dokunur. Dokumalar tezgâhtan çıktıktan sonra soğuk tuzlu suda yıkanır. Bu sayede dokumaların tüketiciye ulaşmadan önce hem bir miktar çekmeleri hem de unla hasırlanmış olan dokumanın hasırının akması sağlanır. Yıkanan dokuma güneşte kurutulduktan sonra nemli iken ütülenir.
 

Kaynak:
İpek iğne Oyaları Fotoğrafları Uysal Şener
Doç. Dr. Fatma Özcan Tuğtaş, "İğne Oyalan: Ev Tekstilinde", Ev Tekstili,
Doç. Dr. Fatma Özcan, Nallıhan Yöresinde iğne Oyacılığı,
Yard. Doç. Dr. H. Feriha Akpınarlı,
VEKAM