SARIYAR KASABASI
İlçenin
iki kasabasından biri olan Sarıyar'da belediye teşkilatı 01 Aralık 1973'te
kuruldu. Baraj yapımı öncesi ve sonrasında sebze yetiştiriciliği Sarıyar'ın
önemli bir gelir kaynağı olmuştur. Sarıcakaya ilçesinden sonra yörede turfanda
sebzeyi ilk çıkartan köyümüz Sarıyar'dır. Nallıhan'da en güzel turşuyu bu köyün
kadınları kurar. Bugün tarımla daha çok yaşlı kuşaklar uğraşmaktadır. Gençler
ise sanayide ve hizmet sektöründe çalışmaktadırlar.
Baraj yapımından önceki yıllarda, köyün büküne ve Mihalıççık'a geçişi sağlayan
köprüyü sel yıkınca, Sakarya Nehri "Gemi" denilen salla geçilmeye başlanmış ve
bu durum baraj bendi bitene yani su kesilene kadar sürmüştür. Gemi, iki yakaya
sağlamca çakılmış kazıklara bağlı halat üzerinde kayar, hayvan ve insan geçişini
sağlardı.
Baraj yapımıyla başlayan sosyo-ekonomik gelişmeler köyü kasaba olma konumuna
taşıdı. 1945'te Sarıyar Köyü 465 nüfuslu küçük bir köy iken, 1955'te barajın
yapıldığı yıllarda köyde 4 699 kişi yaşamıştır. Bu da Nallıhan'ın o günkü
nüfusunun üç katı bir rakam olmaktadır. 1983'te kasaba olan köyde 1990 nüfus
sayımına göre 1 887 kişi, 1997 sayımına göre de 1 721 kişi yaşamaktadır.
Kasabada ilkokulun yanı sıra ortaokul ve lise vardır. İlkokul 1928'de, ortaokul
1975'te, lise de 1980'de açılmıştır. Kasaba elektriğe Nallıhan'dan önce
kavuşmuş, 1952'de baraj yapımının başlamasıyla köye elektrik verilmiştir.
Baraj yapımından önce bük, nehirden dolaplarla çıkartılan suyla sulanırdı. Baraj
yapımından sonra gölden nehir yatağına bırakılan suyla, dolap yerlerine kurulan
motorlar yardımıyla sulanmaya başladı.
Bilhassa 1980'lerden sonra üreticinin biberleri ürün vermeden kurur. Çözüm kuyu
sistemine geçmekte bulunur. Akar suyun uzağına açılan kuyular suları filtre
ederek toplar. Toplanan bu sularla sulanan sebzelerden tekrar iyi ürün alınmaya
başlanır.
Sarıyar köyünün ilk yerleşimi baraj yapılmadan önce Sakarya nehri kenarında
bugünkü kayıkbaşı mevkiinde ve Gölbaşı tesislerinin bulunduğu yerde suların
altındadır.Komşu köyleri ise Fasıl ,Sobucabük ,Sarılar gibi nehrin kenarına
dizilmiş bulunan baraj yapımında sular altında kalan köylerdir. Eski Sarıyar'da
evler kerpiçten yapılma ve damlar topraktandı.Eski Sarıyar mezarlığı bugünkü göl
yolunda dedeler mezarlığı diye tabir edilen yerde idi.
Bu alanın mezarlık olduğu , tepede bulunan ardıç ağaçlarının sağlam olarak
ayakta kalmasından belli olmaktadır.Bu tepe hariç diğer komşu tepelerde ağaç
şeklinde ardıç bulunmamaktadır.Mezarlıktaki ağaçlar gerek dini açıdan
mezarlıklara saygı gösterilmesinden ve gerekse mezarlıktan kesilen ağaçlardan
dolayı geceleri korkutulacağı ve bu alanlardan ağaç kesilmemesi gerektiği
şeklindeki inanışın halkın arasında yaygın görüş olmasındandır.
O bölgede oturan insanlara köyün bulunduğu yerin arkasında bulunan dik ve sarı
kayalıklardan dolayı Sarıyarlı olarak adlandırmışlar daha sonra Sarıyar olarak
dile yerleşmiştir.
SARIYAR HASAN POLATKAN BARAJI
Türkiye'nin ilk enerji santrallerindendir. Baraj, Ankara'nın 120 km
kuzeybatısında, ilçe merkezinin 25 km güneydoğusundaki Sarıyar Kasabası
civarında, Sakarya Nehri üzerinde kurulmuştur. İsmini bu kasabadan almıştır.
Sakarya ırmağının Sarıyar köyü önlerinde önce batıdan kuzeye ve sonra yine
batıya doğru bir kavisle yönünü değiştirdiği mevkiinde bu kavisin 1.5 km kadar
gerisinde inşa edilmiştir.Sakarya Nehrine ait etütler EİEİ tarafından 1935
yılında, jeolojik etütler ise 1943 yılında başlamıştır. Ankara'ya 165 km
uzaklıktaki barajın yol yapım çalışmalarına 1951 yılında başlanmış. Baraj
yolları yoğun insan emeğiyle kazma kürekle yapılmıştır. Kaya dolgu olarak
düşünülen baraj, sonradan teknik ve ekonomik nedenler yüzünden beton ağırlık
barajına çevrilmiş. Yapımını yerli firma olarak Etibank üstlenmiş. 01 Mart 1953
yılında inşasına başlanan barajda, 1956 yılının Nisan ayında ilk su tutulmuş. 4
ünite olarak projelendirilen hidroelektrik santralinin temeli 03.10.1951'de
atılmış 02 Aralık 1956'da ilk iki ünitesi 4x40 000 KW saatle hizmete girmiştir.
Açılışa devrin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes de
gelmişlerdir.Diğer iki ünitesi de ikinci beş yıllık plan döneminde 1966 yılında
işletmeye alınmıştır.
Baraj elektrik enerjisi üretimi dışında,barajdan Karadeniz'e kadar olan 360
km.lik ırmak vadisindeki yerleşim yerlerini ve tarım arazilerini su
baskınlarından korumak amacını da gütmektedir. Bu düzenlemeye daha sonraki
yıllarda yapıları Gökçekaya Barajı da katılmıştır. Sarıyar beton ağırlıklı
barajının temel tabandan yüksekliği 108 m,taban genişliği 95 m,taban uzunluğu 60
m.dir. Üst seviyede platform genişliği 7 m, uzunluğu ise 257 m yi bulur.Barajın
gövdesinin beton hacmi 560 000 m3 tür. Baraj da aşırı dolma halinde fazla suları
dışarı atmak üzere onbir'er metre aralıkla 6 tane dolu savak yapılmıştır.
Barajın gerisinde oluşmuş bulunan gölün yüzölçümü 83 km²'dir. Biriken suyun
hacmi l 900 000 000 m3 ü bulur.Göl uzunluğu 63 km.dir. Bent rakımında gölün
derinliği 100m, orta bölümde 60-80 m dir. Genişliği yukarı bölümde 1.000 m, bende
yakın dar ve derin vadide birkaç yüz m dir.
Kaynak: Mesut ŞENER Nallıhan
Kitabı
Sarıyar evleri kerpiç ve damları topraktı. Geçim
kaynakları hayvancılık ve tarımdı. Bu arada köye yerleşimle birlikte toprak
işlenmeye başlanmış, yılgınlık alanlar kırılarak tarla haline yetirilmiştir. Köyde
tarlalara geçişler Sakarya nehrinin üstüne yapılan ve bugün hala ayakları
sağlam duran Annaç (karşı) tarlalarının geçişi yolu üzerine yapılan köprü ile
sağlanmaktaydı. 1939 yılında meydana gelen ve köprünün ayaklarına kadar yükselen Sarıyar nehrinin taşmasıyla köprüyü sel alıp götürdü. Bundan sonra ise tarlaya
geçişler Gemi diye adlandırılan sallarla yapılmaya başlanılır. Köylü yazın
genellikle tarlalarda kalır ve tullukların üstlerinde yatarlardı. (Tulluk 4 ağaç
direk dikilerek, üzeri toprakla kaplanan sıcak ve yağmurdan koruyan
baraka)Tarlalar ise bugünkü şekilde yoğun olarak işlenmemektedir. İşlenmeme
sebebi ise pazarlama sorunudur.
Köylü ürettiği üzüm veya domates ve sebzeyi toplar gün ağarmaya başlarken eşek
ve katırlara yükler konvoy halinde yayan olarak çevrede bulunan Mudurnu, Nallıhan, Seben, Bolu pazarlarına götürür oralarda satarlardı. En uzak olan Bolu
pazarına geliş ve gidiş üç günü bulmaktaydı. Ürettikleri malların pazarlanması
tamamen hayvanlarla yapıldığından çoğu köylü iki tarlası varsa birini eker
diğerini nadasa bırakırdı. Köyün tarlalarının büyük kısmında sulak tarlalar ve
kıraç tarlalarda bağcılık yapılırdı. Yapıldığı seneler ikinci dünya savaş
yıllarıdır. Şekerin bulunmadığı kıtlık yıllarıdır. Köylü şeker ihtiyacını
bağlardan ürettiği pekmezden giderirlerdi. Hoşaflara şeker yerine pekmez katılır
veya pekmez sulandırarak içilirdi.1950/1960'lı yılların ortalarında ise kamyonun
köye girmesiyle pazara gidiş gelişler daha kolay hale gelmiştir.
O tarihlerde köyde terzi, ayakkabı, iki tane sinema salonu bulunmakta
idi. Bunlardan biri Kenan Yücel diğeri Mustafa Özer tarafından işletilmekte
idi. Halkın en büyük eğlencesi bu sinemalara gitmekti.
70'li yıllarda ve öncelerinde bu günkü oyuncaklar yoktu. Çocuklar kabaktan araba,
patlıcana ise 4 çomak sokarak, çomaklardan semer yaparak pazara gider, yük
taşırdı. Köyde ise çocuklar ve gençler arasında saklambaç, körebe, uzun
eşek, çelikçomak, misket oynarlardı.
Bayramda ise erkekler, kadınlar,genç ve oğlanlar, çocuklar en güzel giysilerini
giyer büyüklerini ziyaret ettikten sonra Koca bahçede toplanılır, kendi
aralarında oynarlardı.
Televizyonun olmadığı zamanlarda bilhassa kış gecelerinde komşular radyosu
olanların evinde toplanılır, radyo yayınlarından arkası yarın, radyo ve tiyatro
programları büyük bir zevkle dinlenilirdi. Kadınlar toplanıp kızlarına çeyiz
örerler, erkeklerde kahvehanede toplanırdı. Hazır giyimin olmadığı zamanlarda
içlerine elde dokuma göğnekler giyerlerdi. Ayakkabı ise ilk önce kara lastik daha
sonra laylondu.
Kaynak: Sarıyar
Kasabası Fotoğraf Aykut İnce
Kaynak: Ertunç Yılmaz ve Gürkan Kılıç